Türkiye’nin batısında, Ege’nin bereketli kalbinde yer alan Söke Ovası…
Yüzyıllardır pamukla, buğdayla, mısırla anılan; toprağının bereketiyle ülke ekonomisine yön veren bir üretim merkezi.
Ancak bugün, bu verimli toprakların sesi, ne yazık ki bir çığlığa dönüşmüş durumda.
Çünkü Söke çiftçisi, alın terinin karşılığını almakta zorlanıyor; üretmek her geçen gün daha da pahalıya, daha da zor hale geliyor.
Söke Ovası’nın can damarı olan Büyük Menderes Nehri, yıllardır hem kirlilik hem de debi düşüklüğüyle gündemde.
Sanayi atıkları ve bilinçsiz tarımsal kullanım, nehrin kalitesini bozulma noktasına getirdi.
Sulama kanallarının yenilenmemesi, tarlalara suyun geç ulaşmasına neden oluyor.
Bazı çiftçiler, kendi imkanlarıyla pompaj sistemleriyle yer altı suyu çekmek zorunda kalıyor.
Sonuç: Artan elektrik giderleri, yükselen üretim maliyetleri.
Mazot, gübre, ilaç, tohum…
Hepsinde artış var ama çiftçinin ürün fiyatı yerinde sayıyor.
Pamuk üreticisi, kilogram başına aldığı fiyatla maliyetini zar zor karşılıyor.
Üstelik devlet destekleri ya geç geliyor ya da güncel fiyat artışlarını dengelemiyor.
Söke çiftçisi “üretmeden yaşayamam” diyor ama “üretirsem batıyorum” korkusuyla da yaşıyor.
Bu çelişki, tarımın sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Bir zamanlar dört mevsimiyle bereket sunan Söke’de artık doğa da şaşırmış durumda.
Kurak geçen yazlar, ani bastıran dolular, sel baskınları…
Bu doğa olayları üretimi doğrudan etkiliyor.
TARSİM sigortaları ise çiftçinin zararını tam karşılamaktan uzak.
“Toprağa her sene umut ekiyoruz ama hasat zamanı kaygı biçiyoruz.”
Bu söz, bugün Söke çiftçisinin ruh halini en iyi anlatan cümlelerden biri.
Çiftçiler, bireysel mücadele veriyor.
Kooperatifleşme kültürü zayıf; pazarlama gücü yetersiz.
Oysa güçlü bir üretici birliği, hem alıcı karşısında çiftçiye söz hakkı kazandırır, hem de maliyetleri düşürür.
Söke gibi köklü bir tarım merkezinde, ortak akıl ve örgütlü üretim kültürünün güçlenmesi şart.
Bir yandan sanayi ve yapılaşma baskısı, diğer yandan genç nüfusun tarımdan kopuşu…
Söke Ovası’nda tarım arazileri her yıl biraz daha daralıyor.
Köylerde genç kalmadı desek, abartmış olmayız.
Çünkü gençler artık traktör değil, şehir ışıkları hayal ediyor.
Oysa bu topraklar, doğru planlama ve destekle yeniden umut olabilir.
Söke’nin sorunları, Türkiye tarımının küçük bir özeti aslında.
Ancak çözüm de uzak değil.
Sulama altyapısı yenilenmeli.
Büyük Menderes temizlenmeli.
Üreticiye gerçek maliyetler üzerinden destek verilmeli.
Tarım master planı hazırlanmalı.
Genç çiftçilere özel teşvik ve eğitim programları uygulanmalı.
Çünkü Söke’nin kaderi, pamuk tarlasındaki her tohumda saklı.
O tohumu yeşerten çiftçi, bu ülkenin gerçek üretim gücüdür.
Bugün çiftçiye sahip çıkmak, yarın soframıza sahip çıkmaktır.
Ali ESMER