Söke Ovası…
Geçmişi pamukla, zeytinle, bereketli topraklarla örülmüş bir şehir.
Ama bugünlerde ovaya baktığınızda sadece ürünlerin değil, insanların da bir sorgulama içinde olduğunu görüyorsunuz. Çünkü Söke’nin yıllardır tartışılan bir gerçeği var: Bati Söke Çimento Fabrikası’nın çevresel etkileri ve halk sağlığı üzerindeki olası sonuçları.
Bu konu, sadece çevre aktivistlerinin veya birkaç mahallenin değil; Söke’de nefes alan herkesin meselesi.
Çimento üretimi, dünyanın her yerinde çevresel etkileri en çok tartışılan sanayi dallarından biri. Çünkü süreç gereği yüksek miktarda toz, partikül madde (PM10–PM2.5), NOx–SOx gazları, ağır metaller ve ısı açığa çıkıyor.
Söke’de yaşayan yüzlerce kişi de yıllardır aynı şikayetleri dillendiriyor:
Evlerin balkonlarına sürekli biriken gri toz tabakası
Solunum yollarında yanma
Özellikle çocuklarda artan astım ve alerji vakaları
Sabah ve akşam saatlerinde ağır bir koku
Tarlalarda yaprak yüzeyinde bir film tabakası
Elbette, burada “kesin olarak sağlık zararının sebebi fabrikadır” denilemez; bunu ancak bağımsız bilimsel ölçümler ortaya koyabilir.
Ama…
Bu kadar yoğun şikâyetin olduğu yerde, kamu kurumlarının ve fabrikanın daha şeffaf, daha sık, daha kapsamlı ölçümler yapması gerekmez mi?
Sorun şu:
Söke halkı, yapılan denetimlerin yeterliliğini göremiyor.
Elde edilen ölçüm sonuçları kamuoyu ile ayrıntılı şekilde paylaşılmıyor.
Halkın güveni de tam bu noktada zedeleniyor.
Evet, fabrika yasal sınırlar içinde çalıştığını söyleyebilir.
Evet, raporlar “uygun” çıkabilir.
Ama insanların balkondaki çamaşırı bir saat asılı bıraktığında tozdan griye dönüyorsa,
çocuklar sabah öksürükle uyanıyorsa,
çiftçilerin ürün yaprakları tabaka tabaka kir tutuyorsa,
bu raporların halk nezdinde bir karşılığı kalmaz.
Söke’nin nefesi kağıt üzerinde değil, sahada ölçülmeli.
Fabrikanın Söke ekonomisine katkısını kimse inkâr etmiyor.
İstihdam sağlıyor, ticareti hareketlendiriyor.
Ama şu soruyu sormadan da geçemeyiz:
Ekonomik katkı ile halk sağlığı arasında nasıl bir denge kuruluyor?
Bugün gelişmiş ülkelerde atık yakıt kullanımı, baca filtrasyonları, atık gaz arıtma teknolojileri neredeyse kusursuz hale getirilmiş durumda.
Söke halkının beklentisi de bundan farklı değil.
“Modern bir tesis, modern bir filtrasyon, şeffaf veri paylaşımı ve sıfır toz hedefi…”
Bu kadar.
Ova bereketli…
Ama ova aynı zamanda hassas.
Binlerce yıldır tarımıyla anılan Söke’nin geleceği, havanın temizliğine bağlı.
Bir çimento fabrikasının varlığı, bu gerçeği değiştirmiyor; aksine daha dikkatli olmamızı gerektiriyor.
Söke artık şu sorunun cevabını istiyor:
“Bu fabrikanın çevresel etkileri bilimsel olarak en ince ayrıntısına kadar açıklanacak mı?”
Bunu açıklamak zor değil.
Her ay düzenli hava, toz, partikül ve emisyon ölçümleri yapılıp halka sunulabilir.
Canlı yayınlı baca ölçüm sistemleri kurulabilir.
Bağımsız çevre laboratuvarları ile çalışılabilir.
Böylece hem fabrika üzerine düşeni yapmış olur hem de halkın güveni geri kazanılır.
Bu yazı kimseyi hedef göstermek için değil,
Söke’de yaşayan binlerce insanın ortak endişesini dile getirmek için yazıldı.
Çünkü hiçbir ekonomik değer,
bir çocuğun nefesinden,
bir annenin sağlığından,
bir çiftçinin alın terinden daha kıymetli değildir.
Söke’nin geleceği için;
daha temiz bir hava, daha şeffaf bir yönetim, daha güçlü bir çevre bilinci şarttır.
Unutmayalım:
Söke’yi korumak, hepimizin görevidir.
Ali Esmer